Word of Mouth nasil yapilir yada yapilamaz?

Word of mouth adi verilen pazarlama aktivitesi aslinda fikirlerin veya urunlerin bir anda salgin gibi yayilmasini anlatan bir terim.

Bir fikrin boyle yayilabilmesi icin herseyden once fikrin yada urunun ingilizce tabiriyle sticky olmasi gerekir. Yani insanlarin bu fikri icsellestirmesi gerekir ve icsellestirmeleri icin de bir yada birden fazla sebepleri olmasi gerekir.

Aslinda Malcolm Gladwell bununla ilgili ”The Tipping Point” adli kitabinda bir fikrin salgin gibi bir anda yayilabilmesi icin 3 ozelligi olmasi gerektigini vurgular:

1. Law of the few ( Azlarin kanunu)

Law of the few burada aslinda bir grup insani tanimliyor ki biz bu insanlara pazarlama tabiri olarak opinion leaderlar diyebiliriz. Yani etraflarindaki insanlar tarafindan rol model olarak alinan ve oyle olmaya calisilan kisilerdir bunlar.

Bir urunu yada servisi begendikleri ve ayni zamanda (burasi cok onemli :)) cok az kisi kullandigi icin ve bu urunu kendilerine ozel ve onlari farklilastiran birsey olarak dusunurler.

Hatirlarsiniz belki bundan 5-6 sene once puma ayakkabilar birden bire cok populer olmuslardi. Tabii bunun arkasindaki sebeplerden biri  de Puma’nin bir designer ile calismaya baslamis olmasiydi. Ama esas sebep bu tasarim degisikliginden sonra bir grup opinion leader’in Puma’yi heryerde giymeye baslamalari ve sonra onlari takip eden insanlarin bir cig gibi artmasiydi.

 puma-shoes.jpg

2. The Stickiness Factor (Yukarida da biraz bahsettigim konu hadi buna yapisma faktoru diyelim :) )

 Burada Malcolm’un kitabindan bir alinti yapmak istiyorum:

”In epidemics (word of mouth yerine genelde kitapta bu kelimeyi kullaniyor) , the messenger matters: messengers are what make something spread.But the content of the message matters too.”

Yani facebook’un bu kadar hizli yayilmasinin sebebi herkesin kullaniyor olmasinin otesinde facebook sitesinin arkasindaki tasarim ve yazilimin da son derece user friendly ve simple olmasiydi.

Ayni Puma’da oldugu gibi o insanlarin bu ayakkabilari giymelerinin sebebi gercektende tasarimlarinin degisip son derece trendy ve farkli bir spor ayakkabi haline gelmeleriydi.

3. The Power of Context (Icerigin gucu) 

Power of context’ten kasit ise birseyin yayilabilmesi icin sadece bir grup insan (the law of few) ve urunun kendisi (the stickiness factor) yeterli degildir. Ayni zamanda uygun ortaminda olusmus olmasi gerekir. Yani bundan 5 yil once facebook sadece USA’deki universitelerde kullanilirken bir anda butun dunyaya kapilarini acsaydi su andaki hiziyla emin olun yayilamazdi.

Facebook’un sun anki basarisindaki bir diger faktorde zaten community sitelerinin 1-2 yildir son derece hizla artan bir sekilde ragbet goruyor olmasidir.

 Ya da Puma ayakkabilari insanlarin spor ayakkabiyi sadece spor salonlarinda giydigi bir donemde boyle bir tasarim degisikligine gitseydi yine boyle bir pazarlama ve satis basarisi yakalayamazdi.

Butun bu yukaridaki kosullar goze alindiginda word of mouth stratejisinin kurumsal sirketlerin yapacaklari urun lansmanlarinda yapilabilmesi bana pek mumkun gelmiyor.Cunku WOM’u kullanacaksaniz butun pazarlama stratejinizi bunun ustune kurgulamaniz gerekir.Yoksa hem bir yandan TV’ye cikiyim, biraz outdoorda yeraliyim azicik da WOM yaparim gibi bir pazarlama plani yapilamaz.

O zaman bunlara bakildiginda fikrimuhim sitesi nasil kullanilabilir diye dusunuyorum. Herhalde olsa olsa yukarida sarkastik bir bicimde bahsetmeye calistigim pazarlama plani icerisinde bazi firmalar fikrimuhim’i WOM aktivitelerinin bir bacagi olarak kullanabilirler.

Basarili olurlar mi?

 Zannetmiyorum…

Ilk Blog Yazim

Herkese merhaba,

Internetdeki ilk blog yazimin konusu olarak neden blog yazmaya basladigimi anlatmanin daha samimi ve dogru olacagini dusundum.

Kendi isimi ( ki bu is internet uzerinden yapilacak bir is) kurmaya karar verdikten sonra cok yogun olarak dijital pazarlama konusunda arastirma yapmaya basladim. Bu konuyla ilgili herkesin google’da biraz arama yaptiktan sonra bulacagi gibi ben de kendimi bu isin piri sayilan Seth Godin`in blogunda buldum.

Daha sonra yine cok faydali farkli bloglar takip ettikten ve bununla ilgili kitaplar okuduktan sonra ben de kendi blogumu kurmanin vaktini geldigini dusundum ve iste bu yuzden su an buradayim.

Bu arada bu konuyla ilgili farkli bir dusuncem de var. En son istatistiklere daha dogrusu  2007 Ekim ayinda facebook un kendi sitesinde yeralan bilgilere gore bu community sitesinin 50 mio aktif kullanicisi var.  Bunun 2.1 mio nu ise Turkiyeden kayitli insanlar olusturmakta… 

 Rakam gercekten cok yuksek, Ingiltere’deki 7.7 mioluk katilimdan sonra en yuksek Avrupa katilimi bizden gerceklemis. Facebook’un hizlica farkli dillere cevrilmeye calismasinin ana sebeplerinden biri de bu olsa gerek.

 Kendi konumuza geri donecek olursak 2.1 mio insanin kendine anlatmak ve birseyler paylasmak icin bu kadar istekli oldugu bir ulkede, bu 2.1 mio insandan biri olarak daha fazlasini yapmak istedim. Bu yuzden bu blogu kurdum