Entries Tagged 'Eglence' ↓
February 3rd, 2008 — Eglence, Pazarlama
Heroes of China’yi izlerken ilk baslarda akrobatlarin yaptiklari hareketler gercekten sizi etkiliyor ama yarim saat sonra yapilan hareketleri o kadar kaniksiyorsunuz ki bir yerden sonra caniniz sikilmaya basliyor.
Gosterinin bir yerinde akrobatlardan birinin tirmanacagi bir ipte sorun cikinca, insanlar bir anda yeniden hemen gosteriye fokus oldular hatta daha sonra sovun o kismi cok heyecanli olmamasina ragmen akrobatin ip sorununu kendi kendine cozmeye calismasindan dolayi salonda bayagi bir alkis koptu.
Insanlara bir servis ya da urunu saglarken eger beklediklerinin ustunde bir hizmet saglayabilirseniz o zaman gercekten basarili oluyorsunuz.
Heroes of China’da da zaten akrobatlarin yapacaklari hareketleri asagi yukari tahmin edebiliyorsunuz, gosterinin baslarini sizde herkes gibi heyecanla izleseniz de biryerde sorun cikip sahnedekiler o sorunu halledip ilerlediklerinde siz daha da etkileniyorsunuz. Hele de bu sorun insan hayatini bile kotu yonde etkileyecek bir sorunsa.

Benimde aklima gosteriyi izlerken ilusyonistlerin gerceklestirdigi ve sanki kendilerinin ya da sahneden birilerinin hayatini tehlikeye atiyormus izlenimi veren gosterileri geldi.Bence bu tarz birkac sovu Heroes of China icerisine ustaca koyabilmis olsalardi bence cok daha basarili bir gosteri olurdu. Cunku oraya gelen herkesin beklentisi sasirmak ve heyecanlanmak.
Bir anda gosteri esnasinda ters giden (ya da sizin oyle sandiginiz) bir seyin ustalikla halledilmesi ve o esnada sahnenin kucuk bir tiyatro haline getirilmesi bence herkesin adrenalini artt?r?r.
January 20th, 2008 — Eglence, Pazarlama
Futbolla ilgili biri olarak her zaman bir futbolcunun nasil ikon haline geldigi ilgimi cekmistir. Aslinda unlu ve basarili bir futbolcu olmanin dogasini incelerseniz pazarlamadaki bircok kuralin burada da etkili oldunu gorebilirsiniz.
1. Urununuzun en az bir competitive advantage’i olmalidir. Rafta yada zihinlerde diger urunlerle yan yana geldiginde bir sekilde one cikabilmesi gerekir.
Bu Apple’da tasarim ve kullanim kolayligi, Kumon’da yeni olusturulan basarili ogrenme sistemi yada Wal-Mart’taki fiyat avantaji olabilir.
Aynisi futbolcular icin de gecerli ya Romario gibi son vuruslarda cok becerikli ya Koeman gibi serbest vuruslarda etkili yada Beckham gibi asistlerde bir numara olmaniz gerekir.
2. Urununuz iyiyse geriye onu pazarlamak kaliyor. Burada Apple’i, Kumon’u yada diger firmalarin pazarlama stratejilerine uzun uzadiya girmeyecegim.
Futbolcularda pazarlama nasil olabilir?
Mesela bence son yillarda cokca ihmal edilen ama bircok eski futbolcunun kendisiyle ozdeslesmis sirt numaralari. Artik neredeyse hicbir futbolcu bunun dikkat etmiyor. Herkes cift haneli dogdugu yerin yada kendisin icin birsey ifade eden ama taraftarlar (yani tuketiciler) icin hicbirsey ifade etmeye sirt numaralarini seciyorlar.
Eskiden 10 numara dediginizde Maradona, Hagi hemen akillara gelirdi yada Eric Cantona ve Figo denince akla 7 numarali forma gelirdi. Roberto Carlos 3 numara ve sol bek terimleri ile ozdeslemis bir isim mesela.
Futbocular baska ne yapabilirler?
Kendisini pazarlamak icin bir tarz yaratabilir ve bunu hem gunluk hayatinda hem de futbol stiline yansitir.
Eric Cantona, futbol oynarken yakalarini kaldirarak bircok futbolcunun ve genc taraftarlarin kendisini ornek almasini sagladi. Yakalarini yukari kaldirmasi onun hircin kisiliginin de bir disavurumu gibidir.

Hagi hem saha icinde hem de saha disinda kendi takim arkadaslarinda hakeme, hatta kendi teknik direktorune kadar (Mircea Lucescu) hepsine hukmetmeye calismasi ve liderligi ile one cikan bir futbolcu.
Beckham yine hem saha ici hem de disinda yakisikliligini, sac stilini ve giyim tarzini bir marka haline getirmis bir futbol idolu.

Peki Turkiye’de boyle sayabilecegimiz markalasmis isimler var mi? Belki eskiden Sergen, Aykut, Metin Oktaylari sayabilirdik.
Ama artik Hasan Sas yada Ibrahim Uzulmez diyince kimin aklinda hos bir futbol ikonu olusuyor.

Bence milyonlarca degerleri olan futbolcularin ciddi ciddi stratejik olarak kendi markalarini sistemli bir sekilde belki disaridan yardim alarak olusturmalari gerekiyor.
January 13th, 2008 — Eglence
TGI Friday’in acilimini herkes bilir sanirim, thanks god its friday. Hatta burada calisan insanlar her zaman cok neseli ve degisik garsonlardir.
Pek begendigim bir yer degil aslinda TGI fridays. Ben daha çok IFH Mondays tipine uygunum sanirim 
January 8th, 2008 — Eglence, Pazarlama
Bu yarismanin bu kadar cok tutmasinin insanlarin deli gibi bu programi izlemesinin ve ratinglerinin cok yuksek olmasinin sebebi sizce nedir?
Orada kutulari acan kisiler olarak cok guzel hostesler kullanilsaydi sizce yine de bu kadar basarili olur muydu? Kutulari acan kisilerin orada sonra yarisacak adaylar olmasi ve yarismaciyla iletisime gecmelerine hatta onu etkilemelerine izin vermeleri mi bu kadar basarili yapti bu programi?
Yoksa Acun Ilicali’nin o samimi ve esprili tarzi mi bu programi bu kadar basarili yapti? Bu arada Acun’un kendi produksiyon sirketinin bir programi olan Var misin Yok musun, fear factor ve survivor’dan cok daha fazla tutuldu. Bence yarisma programlarinin Osman Yagmurdereli’si yetisiyor hatta boynuz kulagi gecti bile.

Kendini bozmazsa ileride cok daha basarili programlari Turkiye’ye getirecektir. Benim bir sonraki beklentim MTV’nin dismissed programini Turkiye’ye getirmesi aslinda.
Var misin Yok musun programinin bu kadar basarili olmasinin sebebi ise sadece sunucu ve yarismaci arasindaki interaktiviteyi genisleterek bunu orada kutulari tutan 20 kisiye daha yaymalari oldu. Boyleye seyircinin izleyebilecegi cok daha fazla etkilesim ve olay meydana gelebiliyor. Hem de kutu tutanlarin duzenli olarak degismesi de insanlari bu programa baglayan onemli etkenlerden biri